Merhabalar Ben Hayalet Sanat evinin yeni atölyesindeki ilk öğrencisiyim. Haliyle Murat hocamın da:)) Şu an Yıldız Teknik’teyim. Daha dün gibi aklımda kavurucu yaz sıcağında kursa gidişim, o minibüslerin gürültüsü arasında yokuşu çıkışım… Ve tam vaktinde orada oluşum…
Açıkçası hiç alçak gönüllü olamayacağım; ben çalışkan bir öğrenciydim. Murat hocamın hiç sözünden çıkmadım. O da sağ olsun bana çok yardımcı oldu. Sınava girdiğim gün kapıda beklemişti. Canım hocam benim… Onun da benim de içimize hep Yıldız Teknik olacak gibi geliyordu, öyle de oldu. Neyse uzatmayayım. Şimdi sınava girecek öğrencilere tek tavsiyem önce kendinize sonra da Murat hocanıza güvenin. (tahminleri genelde doğru çıkar) ve son olarak gerçekten mutlu olduğunuz bir bölüme girin:)) Herkese başarılar!!!

Kalemin ucunu savaşa hazırlanan bir asker gibi mızrağa çevirmek, duraleti kalkan yapmak ve kağıdı arkasına alıp hayallerini korumak nasıldır bilir misin?
Peki kağıt üzerinde ”palm mute” yapmak, ”shuto” yapmak… Bunu Lavaboya sormak gerekir aslında, o çekmiştir kahrını kalem kömürüne bulanmış ellerin…
Küp, Küre, Silindir, ilk başlarda sinirdir. Ya figüre ne demeli? İnatçıydı kendisi. Sandalye koyduğun halde altına, ayakta durur gibi yapardı. İllüzyon değildi tabii bu. Tanımadıklarına öyle yaparmış. Sonra zamanla huyunu suyunu öğrendim. İki medeni insan gibi konuştuk anlaştık. Sağ olsun bir dediğimi iki etmedi. Bazen dolmuş, bazen banka sırasında bekledi, arabamı tamir etti, yerleri süpürdü, spor salonlarında mekik çekti, ağırlık kaldırdı, dans etti… Neler yapmadı ki…
Geppetto olmak nasıl bir duygu bilir misin? Türlü türlü huy ediniyor insan. Mola vermeler, duraleti uzağa koyup bakmalar. Deve kuşu stili kağıda yumulmalar, müziğin ritmine kapılıp kağıda harakiri yapmalar. Daha neler neler… Superbahis olarak da gerekli çalışmalar yürütülmektedir.
Netice itibariyle atölyede tecrübe imal edersin. Ölçer, biçer, tartarsın, altın oransın. Alnına fark etmeden sürdüğün elinin karası bulaşsa da, alnın açık çıkarsın. Avam olsa da biraz, kısacası, okula kapağı atarsın. Sonra kep atarsın. Döner arkana bakarsın. Bu yolculukta emeği geçen Murat hocaya rep atarsın.

Sınava girme kararı alıp ailemi 24 yaşından sonra ikna etmem zor günler geçirmeme neden oldu, evet. Soluğu İstanbul’da alıp yeşillikler içinde İzmir gibi bir şehri bırakıp kimsesiz bir halde, bina ve insan birikintilerine alışmak daha zor oldu. Bilmediğim bir şehirde bildiğim bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Murat hocamla tanışmam, geride bıraktığım onca şeyi telafi etmekle eş değerdeydi.
Koca bir kış, koca bir bahar dönemi, koskoca yapışkan bir yaz dönemi stres ve eğlenceyle geçti. Stres kısmı bana, eğlence kısmı Murat hocama aittir. Çünkü o ne zaman sıkıldığımızı ve bunaldığımızı, neye ihtiyaç duyduğumuzu, başımızın ağrıdığını, grup psikolojisini çok iyi bilir. Çok kalabalık olunsa bile o sınıf istekle çalışmaya ikna edilmiştir, ama aynı sınıf kısır yemeyi de hak etmiştir -tabii ödevler yapılmış ve gün boyunca verimli olunmuşsa.
Binlerce öğrencinin aynı anda girdiği, bir bölüme sadece 10 kişi alındığı bir sınavda başarılı olmak evet zor, ama Murat hocayla zor diye bir sıfat asla yoktur. Çünkü o her öğrenciye ayrı program uygular, ayrı ödev listesi hazırlar, ayrı ders saati uygular, apayrı ilgilenir, öğrencisini tanır, yeteneğini bilir, geliştirilebilirliğini çok iyi çözümler, kendinizi kardeşi gibi hissettirir. Okulun öğrenci değil, öğrencisinin okul seçmesini öğretir – ki bu özgüven kolay kazanılacak bir iş değildir – seçtirir ve eğer gerçekten isteniyorsa ve amaç edinilmişse kazandırır. Derece bile mümkündür. Ama önemli olan tek şey vardır, sorumluluk bilinci, azim ve mevcut yetenek düzeyinin farkına varmak. Sonrası zaten Murat hocanın işidir.
Yazın bir telaş kaplar sınav dönemi boyunca öğrenciyi, karınlar hep ağrır, yemek hiç yenmez, gece çok az uyunur, sıcaktır, sabah serinde derse gelmek güçtür ama çok keyiflidir. Stres o sınıfa hiç uğramaz, Murat hocadan akseden hep özgüven ve motivasyondur.
Ve bu hengamede Yeditepe Üniversitesini %100 burslu kazanmak zaten şaşırılmaması gerekendir. Büyük endişelerle geride bırakılan yeşilliklere büyük bir gülümsemeyle geri dönülür, tebrik duymak işin en büyük keyfidir, aileye yaşatılan gurur nefistir, vicdan azabı hissetmeden televizyon izleyebilmek de öyle.
Yeşilliklerden yazıyorum şuan Murat Hocama, insan yığını şehir beni bekliyor evet ama öğrettiğiniz gibi hocam, sanat yapıştı bırakmıyor. Şimdi her şey göze çok daha güzel görünüyor. İyi ki varsınız… Sevgilerle.

Murat hoca mükemmeldir, Hayalet Sanat Evi fantastiktir. İstanbul gibi kaotik bir şehirde, belki de huzuru bulabileceğiniz tek adrestir… Ve tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki, huzur, başarıya giden yoldaki en büyük gereksinimimizdir. Bana bunca zor koşul altındayken, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Seramik ve Cam Tasarımı bölümüne ikincilikle gireceğimi söyleseler, başta inanmazdım. Ve sınav stresi üzerime tüm ağırlığıyla çöktüğünde, belki de çalışmayı bırakır ve de yola devam etmezdim. Ama Murat hoca buna izin vermedi. İyi ki de vermemiş:) o duygu gerçekten mükemmel çünkü. Başarıya ulaşmak, hayallerinizin gerçek olduğuna şahit olmak… Hepinizin bu duyguyu yaşamasını temenni ederim. Ama bunun için, gecenin en karanlık olduğu anda bile, ümit etmeyi bırakmamanız gerekiyor. Zaten gerisi kendiliğinden geliyor. Hayalet Sanat Evi doğru adres. Hepinize keyifli çalışmalar ve de başarılar diliyorum…
Sevgilerimle

Merhaba, ben Murat hocanın tembel öğrencisi:)
Murat hocamla tanışmam bir aile dostumuz aracılığıyla oldu. Lise sondayken güzel sanatlarda okumaya karar verdim ve kursa başladım. Okulla birlikte kursa gidip gelmekte zorlansam da hocam sayesinde bu tempolu hayattan keyif almaya başladım. İnanın bu kadar rahat ve öğrencilerini gezmeye, araştırmaya ve geliştirmeye teşvik edecek başka hoca tanımadım. Bizi sergilere, tiyatroya, fuarlara yönlendirdi. Çizim, desen konusunda beni en iyi şekilde eğitti. Eğer hocamın sözünü biraz dinleseydim Mimar Sinan’ı zorlardım. Ööödeevvvv ödevvvv. O üşenip de yapmadığım ödevler beni Mimar Sinan’a ya da Marmara’ya sokabilirdi. Hocamın emeği büyüktür.. Tabii iş öğrencide bitiyor. Çalışmalarımın sonucunda yüzde elli bursla BEYKENT ÜNİVERSİTESİ moda tasarım bölümünü kazandım. Şuan yüzde yüz burs için hazırlanıyorum. Biliyorum ki hocam kazandırana kadar bırakmayacak peşimi : ) İnanın aile gibi samimi bir ortam… Bir kere katı kurallar yok, fakat disiplin ve program konusunda takdir edilir… HAYALET SANATEVİ’nde 1 yıl eğitim aldım ve iyi ki bu kursa gelmişim diyorum. Hayatla ilgili birçok ders veren, sanatı ve sanatçıyı sevdiren, öğrencinin idealleriyle yakından ilgilenen bu atölyeyi şiddetle tavsiye ediyorum… Hocam size de verdiğiniz emekler için çok teşekkür ediyorum… ( Öğrencimiz %100 Burslu eğitim görüyor )

Öncelikle hocam size çok teşekkür etmek istiyorum bana öğrettikleriniz için.Ben ki çöp adamdan başka bir şey çizemeyen insan…
Beni 1 senede sınava çok iyi bir şekilde hazırladınız. Sizi bir tanıdığımızın vesile ile buldum ve çok güzel işler çıkardığımızı düşünüyorum.
Öncelikle çok rahat bir çalışma ortamımız vardı, sıkılmadan çalışıyorduk, keyif verici işler çıkardık. Ben geçirdiğim süre içerisinde çok zevk aldım ve yaptığım şeyleri keyifli bir şekilde yaptım. Sizin de yardımlarınızla istediğim bolüme girdim, kendimi de
çizim konusunda geliştirdim, siz on ayak oldunuz. Hepsinden önemli olan insanların çalışmaları, kendilerini geliştirmeleridir… Eskiden resim hakkında “insanlar çiziyor işte gördüğü şeyi, kolaydır” diye düşüyordum.
Ama siz bunun emek, zaman, yetenek ve çalışmaktan geçtiğini öğrettiniz. Onun için çok çok teşekkür ederim 🙂 Yeni sınav döneminde başarılar dilerim, inşallah çok fazla öğrenciyi benim gibi üniversiteli yaparsınız, az da olsa sanatı aşılarsınız. Bets10 olarak sanat ve sanatseverlerin daima yanında yer alarak bu konudaki gerekli özveriyi göstermeye gayret edeceğiz.
İyi çalışmalar Murat hocam, saygılar

Merhaba, Buradan Murat hocamın öğrencilerine seslenmek istiyorum. Murat hocamla tanışmamız tamamen tesadüf oldu, bir arkadaşım sayesinde onu keşfettim. Bu tesadüften dolayı şanslı hissediyorum.
Belki inanmayacaksınız ama neredeyse 1, 1.5 ay kadar bir çalışmayla beni Mimar Sinan Üniversitesi’ne sokmayı başardı. Başardı diyorum çünkü ben onun sayesinde okula girdiğimi, onun bana öğretmiş olduğu çizim tekniklerini sınavlarda kullanarak okula girdiğimi tecrübeyle anladım.
Tercih yaparken de onu aradım ve oldukça yerinde kararlar almama sebep oldu. İnanın tercih yaparken de kendi kafanıza göre değil Murat hocadan fikir alarak yaparsanız daha iyi olur. Kendisine buradan sonsuz teşekkür ediyorum.
Bana vermiş olduğu gölgeleme ve çizgi tekniğiyle Işık Üniversitesi’nde Süleyman Tekcan’da 80 aldım. İç Mimarlık Bölümünü kazandım, %50 de burs aldım ama Mimar Sinan Üniversitesi’ni tercih ettim.
Ben mizaç olarak aceleci ve bir şeyin hemen olmasını isteyen bir insanım ama Murat hocam sakinliğiyle bana sabrı da öğretti.
Benim size tavsiyem eğer Murat hoca kaleminizi iyi açın derse o konuda uzmanlaşın. Bu en küçük örnek. Eğer Murat hoca size bir şeyi gösteriyorsa onu çokkkkkk dikkatle izleyin, küçük detayları sakın küçümsemeyin. Okula girmek bu küçük detaylarda gizli. O size küçük bir çizgi dahi gösterse bu sınava yönelik bilinçli bir çalışmadır. Bunu evde tekrar tekrar çalışın. Murat hocayı iyi dinleyin. Ha, son olarak sınıfta kendi aramızda bir mülakat canlandırması yapmıştık, bunun da bana çok yararı oldu. O mülakat grubu sayesinde hem kendime güvenim geldi hem de girdiğim mülakatları çok iyi geçirdim. Hangi okulun ne istediğini de Murat hocam çok çok iyi bilir. Farkında bile olmazsınız o size okulları da tanıtır. Çünkü o artık işinde mükemmel bir profesyoneldir. Bundan emin olabilirsiniz…
Eğer gerçekten okula girmek istiyorsanız kazanamasanız da Murat hocayla çalışmaya devam edin. Zaman kaybetmez seneye mutlaka istediğiniz bölüme girmiş olursunuz. Benim daha ilk sene okula girmiş olduğumu bir kez daha belirtmek isterim…
Sevgiler,
Bir kez daha teşekkür ederim.

Çocukluk heyecanıydı çizmek… Ders aralarına sıkışan küçük kaçamaklarla devleşirdi hayaller… Zaman ilerliyordu ve hayat içine alıyordu bizleri… Kaygılar besliyorduk bünyelerde… İsteklerimiz vardı bazen kabul ettiremediğimiz… Böyle bir şeydi bendeki de… Bu yola girmek zaman almıştı ama başarmıştım ve Hayalet Sanat Evinin kapısında buldum kendimi… Heyecanlıydım… Hayallerime yaklaşmaya bir adım atmıştım… Murat Hoca’mız anlatıyordu… Bir yandan dinliyor bir yandan çizmeye çalışıyordum… Ve isyan ediyordum bazı zamanlar çizemediğim kanısına vararak… İşte bu nokta da giriyordu bir kez daha Murat Hoca’mız devreye… Bizlere gösterdiği ilgisi ve gerçekçiliği karamsarlıkları üzerimizden atmamızda büyük rol oynuyordu… Başarmamamız için bir sebep yoktu… Tek engelimiz vardı tembellik..! Evet tembellik yapıyorduk… Ödevleri geçiştiriyorduk… Ne de olsa sınavlara daha zamanımız vardı… Ve zaman gelip çattığında söylemek istediklerini çok daha iyi anlar olmuştuk… Ve kendimizi bir maratonun içinde bulur olduk… Murat Hoca’mızla beraber bu maratonu aştık… Şimdi ondan almış olduğumuz tohumların meyvesini topluyoruz… Bu meyveleri toplarken de bir kez daha Murat Hoca’mıza teşekkür ediyoruz… Bu bir şanstı… Bu şansı Murat Hoca’yı tanımakla elde etmiş olduk… Bir kez daha teşekkürler verdiğiniz tüm emekleriniz için.

Hayatımda aldığım en doğru karardı Hayalet Sanat Evi’nde kursa başlamak. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle geldim biricik Murat hocamızın kursuna. Kursa başladığım ilk zamanlar hem heyecanlı hem de üstesinden gelebilecek miyim acaba diye karamsardım, hocamızın konuşmaları, ilgisi sayesinde kendime içten içe güvenim geliyordu… Fotoğraf bölümünü istiyordum… Zamanla alıştım kursa, bu alışma dönemiyle birlikte bir yandan da bir tembellik aldı başını gitti, verilen ödevleri yapmıyordum. “Hocam bu gece Eminelerde kalacağız, söz ödevleri yapacağız yarın getireceğiz” diyorduk, bütün gece film izleyip ertesi gün de uyuya kalıp kursu kaçırıyorduk. Hocamızın ilgisi burada devreye giriyordu, bir benim telefonum bir Emine’nin telefonu açılana kadar çalardı, bizim için bizden daha fazla gayret gösterirdi hep. Tabii bu şekilde zaman geldi geçti, sınavlar yaklaştı. Bizdeki bu rahatlığın yerini aldı sınav telaşı, benim ne fotoğraf dosyam vardı ne de çizim dosyam. Analog makinemden çıkan fotoğraflar yetersizdi, fotoğraf sınavına girmem imkansızdı… Kurstan arkadaşım Derya’nın ve Murat hocanın ısrarlarına rağmen ben fotoğraf bölümünü denemedim. Güç bela bir çizim dosyası hazırladım, inanılmaz derecede ümitsizdim. İlk kayıt Mimar Sinan’ındı, daha sonra Marmara ve son olarak Kocaeli. Mimar Sinan ve Marmara’nın sınavlarında başarısız oldum, sırf zamanımı iyi değerlendirmediğim, kocaman bir kış tembellik yaptığım için… Sıra Kocaeli’deydi. İlk tren maceramız çok ilginçti, aramızda nasıl gideceğimize dair tek fikri olan Derya vardı, takıldım peşine, Emine de geldi bizimle. Üçümüz gidip sınav kaydımızı yaptırdık, tercihim çocukluk hayalim olan heykeldi. Bir tek onu yazdım, kendime fotoğraf dışında yakın bulduğum 2. bölümdü ve bu yıl için son sansımdı. Kazandım kazandım kazanamadım seneye tekrar deneyecektim… Sınav günü geldi, ilk sonuçlar açıklandı, benim pek umudum yoktu. Baraj sınavlarının açıklandığı gün kurstaydık, hemen çıkıp Derya ile sınav sonuçlarına baktık, Derya, Emine ve ben heykelin barajını geçmiştik. İnanamadım, kursa haberi verdik, herkes sevinmişti… Sırada 2. aşamalar vardı, onlar için hazırlık başladı. Aslında 2. aşamayı düşünmüyordum. Ben toplumda konuşma fobisi olan bir insan olarak mülakatta ne yapacağımı düşünüyordum. 2. aşamayı da geçsem sınavda hocaların önünde sorulan sorulara heyecanlanmadan nasıl cevap vereceğimi düşünüyordum, içimde kocaman bir korku vardı… Dayanamadım, söyledim “ben konuşamıyorum insanların önünde, çok heyecanlıyım, heyecanım konuşmamı engelliyor, bildiklerimi unutuyorum hocam” dedim. Ve Murat hocamız başladı beni motive etmeye, güven dolu konuşmaları ile kendime güvenim tekrar gelmişti hocamın sayesinde… 2. aşamayı da geçtim mülakatları da.
Ama bunları geçebilmemdeki en büyük destek Murat hocamdı, tüm tembelliğime, ödevleri yapmamama rağmen kursta bizlere verdiği her şeyden değerli eğitimi ile şimdi bulunduğum yerdeyim. Hayatımın en güzel yıllarını yaşıyorum, okuduğum bölümde çok mutluyum ve burada olmamı sağlayan değerli hocamız Murat hocaya sonsuz teşekkürlerimi sunarım. İyi ki varsınız hocam…

Güzel sanatlar üniversitelerine hazırlık kursu arıyordum. Hayalet kelimesi bana güzel çağrışımlar yaptı ve gidip bakmaya değer diye düşündüm.
Bir günlüğüne denemek istedim. Murat Hoca “Ne kadar sürede kazanırım?, Çizebilir miyim?..” gibi sorularıma çok sakin ve mantıklı cevaplar verdi.
Herkesin çizmeyi öğrenebileceğini, bunun süresinin kişiye göre değiştiğini, kimi öğrencinin 3 ay kimi öğrencinin 1 yıl çalışıp kazandığını anlattı.
Dürüst olduğu ve kurs ortamı çok rahat ve sevimli olduğu için yine gitmeye karar verdim ve haftanın 5 günü gitmeye başladım! Günler geçti, ben 3 ay sonra hayal edemeyeceğim şeyler çizdim. Murat Hoca her zaman öğrencilerle kişisel olarak, tek tek ilgileniyor. Ne istiyoruz, ilgi alanlarımız neler, ne yapabiliriz… Her zaman güven verdi bana.
Örneğin karikatür çiziyorum diye bana kızmadı, “bunları daha çok geliştir, form ve boyut vermeye çalış” diye yüreklendirdi. Okumak istediğim alan hakkında hep sohbet ettik, öneriler verdi… Orada olmak her zaman zevkli, güven verici ve öğreticiydi.

Ben Bilal. Trakya Üniversitesi’nde 2 yıllık Radyo – TV öğrencisiydim. İlk yılın ardından yaz döneminde staj yapmak için İstanbul’a geldiğimde, kız arkadaşım da sanat fakültelerinin sınavlarına hazırlanıyordu ve bana da sınavlara hazırlanıp girmemi söylüyordu. Çizim yapamayacağımdan korktuğum için ben pek istemiyordum ama arkadaşım diretince, fırsat buldukça onun gittiği çizim kursuna gittim. İlk defa çizim kursuna gidiyordum ve toplamda 4 veya 5 derse katılabildim ama Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf Ve Video Bölümü’nü kazandım. Arkadaşım da aynı bölümü kazandı. Ve şimdi Erasmus öğrencisi olarak Portekiz’de Belgesel Sinema okuyoruz. Murat Hoca’yla hayatınızın bir döneminde karşılaştıysanız şansınız dönüyor demektir.